MAHMUD EFENDİ CEMAATİ
Kalpten Kalbe, Saygının, Sevginin,
Rahmetin, Miracın Eğitimi

Mevlânâ Ebû Yezîd el-Bestâmî (Kuddise Sirruh)

Mevlânâ Ebû Yezîd el-Bestâmî (Kuddise Sirruhû)
Silsile-i Aliyye’nin altıncı halkası
Silsiledeki Yeri ve Devam Halkası
Etiket: Nisbet
Silsile-i Aliyye’nin (Kaddesallâhu Esrârahum) altıncı halkası Mevlânâ Ebû Yezîd el-Bestâmî (Kuddise Sirruhû) Hazretleridir. Tasavvuftaki nisbeti üveysî yolla Mevlânâ Ca‘fer es-Sâdık (Radıyallâhu Anh) Hazretlerindendir. Kendilerinden sonra yüce Nakşibendiyye yolu Ebu’l-Hasan el-Harakânî (Kuddise Sirruhû) Hazretleriyle devam etmiştir. Zamanının kutbu sayılan bu büyük zat, dünyaya gönül bağlamayan bir irşad ehli olarak tanınmıştır.
İsmi, Künyesi ve Lakabı
Etiket: Kimlik
İsmi Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân olarak zikredilir. Künyesi Ebû Yezîd’dir ve “Sultânu’l-Ârifîn” lakabıyla meşhurdur. Doğduğu yere nisbetle “Bestâmî” denilmiştir. Bazı kaynaklarda “Bistâmî” ifadesi de geçer. “Büyük Bâyezîd” tabiri, aynı isimle anılan diğer zatlarla karışmaması için kullanılmıştır. Önceki büyükler, onun yolunu “Tayfûriyye” diye de anmışlardır.
Şemâili
Etiket: Şemâil
Şemâil-i Silsile-i Nakşibendiyye’de, mübarek teninin beyaz olduğu, sakalının seyrek bulunduğu, boyunun uzun olduğu nakledilir. Şemâilinin Hazreti Ebû Bekir (Radıyallahu Anh) şemâiline benzediği de zikredilmiştir.
Dünyaya Gelişi ve Ailesi
Etiket: Hayat
Hicrî 160 (m. 776) veya 188 (m. 803) yıllarında İran’ın Horasan eyaletine bağlı Bestâm kasabasında dünyaya geldiği aktarılır. Ailesi ibadete düşkün kimselerdi. Dedesi Sürûşân’ın mecûsî iken İslâm’la şereflendiği rivayet olunur. Kardeşlerinden küçüğünün ismi Ali, büyüğünün ismi Âdem olarak zikredilmiştir.
Çocukluk İşaretleri
Etiket: İşaret
Kaynaklarda, henüz annesinin karnındayken şüpheli lokmaya uzanıldığında rahatsızlık verdiğine dair rivayetler yer alır. Şakîk-i Belhî’nin sohbet meclisinde, kapı önünde oyun oynayan çocuklar arasında bulunan Bâyezîd için “yakında velî bir zat olur” işaretinin yapıldığı da nakledilmiştir.
Annesine Hürmeti ve Gençliği
Etiket: Hürmet
Küçük yaşlardan itibaren şer‘î ilimlere yöneldi. Lokmân Sûresi 14. âyetin tesiriyle annesine hizmeti daha da öne aldı. Annesi “Seni Allah’a emanet ettim; O’na kulluğu bırakma” diyerek onu teşvik etti. O da hem ibadeti hem anne hizmetini birlikte yürütmeye gayret etti.
Helâl Lokma ve Edep
Etiket: Edep
İbadetten tat alamadığı bir dönemde sebebi araştırıp annesine çocukken şüpheli lokma yedirip yedirmediğini sorduğu; annesinin komşudan izin almadan tattırdığı tarhanayı hatırladığı; helâlleşmeden sonra hâlin düzeldiği rivayet edilir. Hocası sınıfta raftan kitap istediğinde “edeben şimdiye kadar başımı kaldırıp etrafa bakmadım” demesi de meşhur örneklerdendir.
Sohbetleri ve Sözleri
Etiket: Sohbet
“Zahidlerle oldum ilerleyemedim… mücahidlerle kaldım ilerleyemedim… namaz ehliyle kaldım yine ilerleme göremedim” diyerek nihayet “Yâ Rab, sana hangi yolla varılır?” diye niyaz ettiğini ve “Nefsini bırak, gel” hitabını işittiğini anlatır. Zünnûn el-Mısrî ile mektuplaşmasında “Kafileyle giden er değildir; gerçek er sabaha kadar uyur da kendini konağın önünde bulur” ifadesi de nakledilmiştir.
Tasavvufa Dair Tarifleri
Etiket: Terbiye
“Bu derecelere nasıl erdin?” sorusuna dünyalığı kanaatle bağlayıp ümitlerini söndürmek şeklinde temsillerle cevap verdiği; “Ulular derecesi ne vakit olur?” sorusuna “Kusurunu görüp ıslah ettiğinde” dediği nakledilir. “Tasavvuf” için “kemerleri sıkmak ve dizgin çekmek” tarifine dair rivayet de meşhurdur.
Kerâmetleri ve Yüksek Hâlleri
Etiket: İstikamet
Kerâmet rivayetleri çok olmakla birlikte, onun asıl vurgusu istikamettir. “Havada uçuyor musunuz?” sorusuna “Kuş da uçar; mümin kuştan üstündür” dediği nakledilir. Yahyâ b. Muâz naklinde, uzun müşahede hâlinin ardından “Ben bunları istemem; sana sığınırım” diye dua ettiği aktarılır. Emanet şişe meselesiyle helâlleşerek iç darlığını gidermesi de kul hakkı hassasiyetini gösteren misallerdendir.
Sekir Hâli ve İstikamet
Etiket: Ölçü
Bazı sözlerinin sekir hâlinde anlaşılması güç olabildiği; bu yüzden yanlış anlayanlar tarafından uzaklaştırıldığı anlatılır. Ancak sünnete bağlılık ve edep ölçüsünü terk eden kimsenin “veli” diye övülemeyeceğini vurguladığı rivayet edilir. Kıbleye karşı edebe aykırı davrananı görünce geri dönmesi, bu ölçünün kuvvetli bir örneğidir.
Vefatı
Etiket: Veda
Hicrî 234 (m. 848) yılında Bestâm’da vefat ettiği zikredilir; farklı tarihler de rivayet edilmiştir. Vefatına yakın “Seni gafletsiz zikredemedim; sana hakkıyla ibadet edemedim” mânasında ifadelerle mahviyetini dile getirdiği nakledilmiştir.
Dipnotlar
Etiket: Kaynak
[1] Yâkût el-Hamevî, Mu‘cemü’l-Büldân, I/421; Abdülmümin el-Bağdâdî, Merâsıdü’l-İttilâ‘, I/196; el-Bekrî, Mu‘cemü me’stü‘cim, I/250 vd.
[2] el-Kazvînî, Silsilenâme-i Hâcegân-ı Nakşibend (Laleli nr. 1381, vr. 4a); Câmî, Nefahâtü’l-Üns (trc. Lâmi‘î), s. 109.
[3] Dara Şükuh, Sefînetü’l-Evliyâ, s. 73.
[4] ez-Ziriklî, el-A‘lâm, III/235.
[5] el-Fârûkî, Umdetü’l-Makâmât, s. 53.
[6] Şemâil-i Silsile-i Nakşibendiyye (nr. 770-2, vr. 23b).
[7] Hocazâde Ahmed Hilmi, Hadîkatü’l-Evliyâ, s. 4.
[11] Lokmân Sûresi: 14.
[14] Fussilet Sûresi: 33.
[23] İbn Hallikân, Vefeyâtü’l-A‘yân, II/531; es-Sıfdî, el-Vâfî, XVI/295.